Gündem Yazısı: Demokrasi Kalbimizde Yaradır – Özgür Şengül

3 Şubat 2011

Demokrasi Kalbimizde Yaradır

Özgür Şengül

Geçtiğimiz yıl Nisan ayında bir vesileyle Suriye’yi görme fırsatım oldu. Yediğim içtiğim bana kalsın, en dikkat çekici olguyu paylaşayım sizlerle; dağ, tepe, toprak, binalar, tabelalar ve aklınıza gelebilecek her yerde devasa Beşar Esad fotoğrafları vardı. Hatta bazısında merhum babası Hafız Esad ile birlikte poz vermişti.

Suriye, son yıllarda demokrasiye yönelmeye çalışan, en azından böyle olduğunu dile getiren bir ülke. Seçimler yapılıyor yapılmasına ama tam anlamıyla bir demokrasiden söz etmek mümkün değil. Esad ailesine ait bu fotoğraflar da aslında bize Suriye’de demokrasiden öte neyin ya da kimin daha önemli olduğunu gösteriyor. Bu fotoğraflar, Esad ailesinin tüm kudretiyle birlikte ülkenin her noktasında olduğunun işareti gibi. Güler yüzlü Esad fotoğrafları alttan alttan bize Suriye devlet başkanını zorla sevmemiz gerektiğini anlatıyor.

Türkiye’ye döndüğümüzde ise son günlerde İstanbul’da E-5 karayolunun üzerindeki köprü ve üst geçitlerde karşımıza çıkıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bu afişleri uzunca bir süredir toplumu hizmetleri konusunda bilgilendirmek için kullanıyor. Bunu yaparken muhakkak ki bir oy kaygısı da taşıyor. Ancak bu yöntem, politik kurnazlıklar arasında en akıllıca ve masumlardan birisi olarak bile gösterilebilir. Bu afişlere son günlerde baktığımızda ise açılan kavşak, okul, hastane ve tekrar tekrar açılan Sinan Erdem Spor Salonu’na dair bilgiler görüyoruz. Dikkatimi çeken nokta ise şu; afişlerde “Sn. Başbakanımızın katılımıyla 28 kavşak daha/2 hastane daha/Sinan Erdem Spor Salonu hizmete girdi.” şeklinde metinler var. Yani, burada asıl altı çizilmek istenen bu kez galiba Belediye’nin hizmetleri değil. Sanki daha ziyade anlamamız gereken şey, açılışlarda Başbakan’ın oynadığı rol.

İlginç bir şekilde bu afişler hemen Başbakan Seyrantepe’den ıslıklarla uğurlandıktan sonra asıldı. Şimdi bu durumu Suriye’ye dair anlattıklarımla birleştirelim. Suriye’de Esad ailesinin kudreti Suriyelilerin gözüne sokulduğu gibi, İstanbul halkının gözüne de yapılan tüm hizmetlerin Başbakan’dan geldiği sokulmaya çalışılıyor. Tüm iyiliklerin kaynağı Başbakanmış gibi, 28 kavşak Başbakan olmasa açılmayacakmış gibi, Sinan Erdem Spor Salonu daha evvelden açılmamış gibi, o hastaneler aylardır açılış için sadece ve gereksiz yere Başbakan’ın takvimini beklemiyormuş gibi Başbakan yüceltilmeye çalışılıyor. Seyrantepe’de Başbakan’ı bulmuşken yılların getirdiği siniri boşaltan bizlere “Başbakan olmasa bırak burada Galatasaray’ı izlemeyi, tedavi olacak hastane bulamazsınız; bırakın hastaneyi şuradan şuraya gidemezsiniz.” denmeye çalışılıyor. Başbakan’ın kudreti kafamıza vura vura kabul ettirilmeye çalışılıyor.

Seyrantepe’de yaşananlara dair aslında söylenecek yeni bir şey yok. Sadece, bir noktanın altını çizerek neticeye geleyim. Başbakan bulduğu her yerin açılışlarını gerçekleştirirken, yurt genelinden toplanan fanatikleriyle mutlu mesut günler geçiriyor. Ama bir an olup da rastgele seçilen bir kalabalığın içine girdiğinde kendisini başka bir dünyada buluyor. Basketbol Dünya Şampiyonası’nın final maçındaki tepkiler, Seyrantepe’deki şiddetli ıslık Türkiye’de belirli bir kesimin afişlerin satır arasını kaçırmadığını gösteriyor. Durumun toplumsal açıdan vahim noktası ise Başbakan’a ve AKP hükümetine yönelen tepkilerin giderek daha şiddetli karşılık görmesidir. Öğrencilerin maruz kaldığı şiddet kadar olmasa da açılış maçında stattan çıkış için tek alternatif olan patika yolun, Sivasspor maçında toprak rampasına dönüştürülmesi ve Başbakan’ı ıslıklayan taraftarın izdihamla çamur deryası arasında seçim yapmak zorunda bırakılması belki de Başbakan’ın kudretini idrak edebilmemiz için yeterince şiddetli bir yöntemdir. Acaba, Başbakan ve AKP hükümeti giderek çok sevdiği dostu Beşar Esad’a mı benziyor?

Dünya 2011 yılına Tunus’ta ve ardından Mısır’da yükselen hükümet karşıtlığı ve devrim mücadelesiyle merhaba dedi. Yıllardır bu ülkelerin başında hanedan geleneği ve/veya yönetim anlayışını benimseyen liderler, baskı ve şiddetle yıldırmaya çalıştıkları muhalefete artık direnecek güç bulamıyorlar. Suriye de Ürdün, Libya ve Sudan gibi ülkelerle birlikte bu akıma kapılıp gidebilecek yönetimlerden birisi olarak gösteriliyor. 9 yıllık iktidar bu ölçekte karşıtlık geliştirmiş midir, bilinmez. Ancak, Tunus ve Mısır da yaşanan karmaşayı gördükten sonra insanın “Allah sonumuzu benzetmesin!” diyesi geliyor. Ortadoğu’nun esin kaynağı olan Türkiye’deki demokrasi kalplerimizde yara olarak özlenmeye devam ediyor.

Advertisements