Gündem Yazısı: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi – Alize Arıcan

BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ:

Getirdikleri ve Götürdükleri

Son günlerde Ortadoğu’da yaşananlar ve bunların küresel düzlemdeki yansımaları, şüphesiz gündemde çok önemli bir yer tutuyor; ancak ben, yazımda incelemeye değer bulduğum – hatta bu yoğun gündemde yeterince üzerinde durulmadığını düşündüğüm – bir konuya değinmek niyetindeyim: AK Parti milletvekilleri Alev Dedegil ve Aşkın Asan’ın hazırlayıp TBMM’ye sunduğu yasa teklifi. Cinsel suçlara verilen cezaların artırılmasını öngören yasa teklifi, özellikle çocukların cinsel istismarının önüne geçmek amacını taşıyor ve her ne kadar “bunları yapanlara az bile” deyip geçmemiz bekleniyor olsa da beraberinde birtakım sorular ve sorunlar getiriyor.

Kanımca yasa teklifindeki en büyük sorun, cinsel istismara bulunan ve etkili olduğuna inanılan çözümün tek boyutluluğu. Alev Dedegil’e göre “hadım değil tedavi”, terminolojiye göre ise kimyasal hadım (chemical castration) uygulamasının, DepoProvera kullanımı ile suçluların ileride tecavüz suçunu işlemelerini biyolojik olarak imkânsız kılarak söz konusu suçu önleyeceğine inanılıyor. Tecavüz suçunun önüne geçmek için önerilen çözümün, bir diğer deyişle bu suçu işleyenler için öngörülen tedavi yönteminin sadece biyolojik boyuta indirgenmesi, bence bizi oldukça tehlikeli bir noktaya getiriyor. Böyle bir teklifin kabul edilmesi, çocuklara tecavüz özelinde tecavüzün sadece biyolojik bir bozukluktan kaynaklandığının ön kabulünü beraberinde getirirken, tecavüz kavramı genelinde erkeklerin biyolojik olarak bunu yapmaya daha yatkın olduğu ve hatta tam da bu sebepten “kendilerini tutamamaları” bahanesinin kabul görmesi olasılığını doğuruyor. Yasa tasarısının hazırlanmasının ardındaki niyetin ve aklın, kasıtlı veya kasıtsız olarak satır aralarında bu noktalara işaret ettiğini düşünüyor ve tam da bu nedenden tehlikeli buluyorum.

Cinsel suçları işleyenlerin çeşitli boyutlarda sorunları olduğu, hemfikir olunan noktalardan biri. Özellikle ülkemizde bu kimselerin çoğunlukla tekrar toplum hayatına dönme olanağını buldukları göz önüne alındığında, bu sorunların çözülmesi, büyük bir önem taşıyor; zira salt hapis cezasının bu sorunlarının önünü alamadığı gerçeği, bu suçların tekrar tekrar işlenmesi ile kendini gösteriyor. Bu noktada, tedavinin gerekli olduğuna inanıyorum; ancak önerilen yöntemi yetersiz, yanlış ve belirttiğim gibi tek boyutlu buluyorum. Kişileri cinsel istismara yönelten etmenlerin sadece biyolojik boyutta olmadığı, bu yönelimlerin çeşitli psikolojik katmanlardan oluştuğu kesinlikle, iyi veya kötü niyetle göz ardı edilmemeli. Bu durum dikkate alındığında, cinsel suçları engellemek için bir tedavi yöntemi izlenecekse, bu yöntem uzmanlar eşliğinde, çok boyutlu olarak yapılandırılmalı. Aksi takdirde engellenen tek şey biyolojik yönüyle tecavüz olacaktır, cinsel istismar değil.

Bu doğrultuda, yasa teklifine imza atan AK Parti milletvekillerinden Alev Dedegil’in şu sözlerinin de incelenmesi gerektiğini düşünüyorum: “Hangi akılla, vicdanla, duygu ile itiraz edildiğini bilmiyorum. İtiraz edenlerin topluma, çocuklara karşı sorumluluğudur. Mağdur olanın yanındayız ve mağduriyetinin giderilmesi için bu yola çıktık, sonuna kadar da kararlıyız”. Yapılan itirazların büyük bir çoğunluğu, benimki de dâhil olmak üzere, çocukları cinsel olarak istismar edenlerin yaptıklarının yanına kalması yönünde değil; konunun daha geniş bir bakış açısıyla ele alınması ve önemler alınmak isteniyorsa bunun farklı yöntemlerle yapılması yönünde. Bu söylemin öngörüsüyle ise irrasyonel bir şekilde bu suçu işleyen kişileri cezalandırmak veya tedavi etmek adına yapılması önerilen her şeyin – getirdikleri ve götürdükleri ele alınmaksızın – kabul edilmesinin, vatandaşlar olarak adeta boynumuzun borcu olduğu sonucuna varabiliriz. Elbette söz konusu suçun korkunçluğu ortada; ancak bunun önüne geçmek için yapılacak en doğru şey üzerine akıl yürütenlerin, bu söylemle vicdansız ve suçu destekleyen kimseler konumuna indirgenmesini fevkalade yanlış buluyorum. Bu noktada, duygularımıza kapılıp bu suçu işleyen herkese karşı yapılması önerilen herhangi bir şeyi tartmadan veya üzerine yeni bir şeyler koymadan kabul etmemiz, yumruklarımızı sıkıp aklımızı susturmamız[1] ise, bana göre yapabileceğimiz en büyük hata olacaktır.

Alize Arıcan