Gündem Yazısı: Sadece Bir Kaburga Kemiği mi? – Selin Akdeniz

6 Mart 2011

Sadece Bir Kaburga Kemiği mi?

Türkiye’nin en çok ziyaret edilen haber sitelerine tıkladığımızda baş sayfadan gündeme bir göz atalım. Kaynayan Ortadoğu kazanından, Ergenekon tutuklamalarına; siyasi liderlerin çekişmelerinden, ligdeki son duruma kadar başlıca gündem maddelerinin büyük ölçüde maskülen aktörlerin kendi aralarında paslaşmalarından örüldüğü görülüyor.

Peki ya kadınlar bu işin neresinde?

Pek tabii ki kadınların resimleri de göze çarpıyor. “Sex sells” düşüncesinin sınırlarını zorlayan “cüretkar”  hanımlar, ışıltılı giysileri ve karşı konulmaz pozlarıyla “güzeller galerisi”ne hapsolup kalmışlar. Bu galerinin ne yazık ki bir de öbür yüzü var. Gazete ve televizyonlarda mosmor gözlerini gözlerimizin içine dikmiş kadının, Ayşe Paşalı’nın fotoğrafını hatırlarsınız. Çantasında koruma talep dilekçesiyle “yakınları” tarafından katledilen onlarca kadınla ne yazık ki aynı kaderi paylaştı. Töre cinayetlerinden sonra kadın kıyımının yeni trendi, zulümden kaçıp bir yerlere sığınan eşi, sevgiliyi yok etmek. Erkekler için son derece normalleşmiş aldatma eylemini eline yüzüne bulaştıran kadınlarımız, kötü muameleden kaçarken de su testisini su yolunda kırıyor gibi görünüyor.

Son yedi yılda yüzde bin dört yüz artan kadın cinayetlerinin yüzlerce sebebi olabilir. Fakat ben bu konuda medyadaki cinsiyet imajlarının rolünü es geçmenin imkansız olduğunu düşünüyorum. Televizyon dizilerine baktığımızda üniversite diplomalı, jeepli ağalara sığınan, sultan da olsa ailesinin seçtiğiyle evlenmek zorunda olan, töre için ölen kadınlar; ailesindeki kadınları ama severek ama döverek “himaye eden” erkekler görüyoruz.

Aile içi şiddetin diziler ve “eşindir dön evine, barışırsınız” gibi mahkeme kararlarıyla adeta meşrulaştırıldığı bu ortamda, alışıyor olmaktan korktuğumuz bu cinayetlere en etkili çözüm, şüphesiz ki, kadınlardan gelecektir. Bu da sadece kadınların siyasette temsilinin teşvikiyle mümkün olabilir. Siyasette temsilden kasıt, kadına “yerini bil” dercesine kurulmuş, er kişiler seçim meydanlarındayken arkalarından şarkılar türkülerle alkış tutan kadın kolları değil elbette. Mecliste dengeli ve aktif bir temsilden bahsediyorum.

Kadınların meclise girme oranlarına baktığımızda Türkiye’nin %9,1 ile 142 ülke arasında 108. olduğu görülüyor. Dünya ortalamasının %17,1 olduğunu düşünürsek bu konuda Türkiye için uyarı çanlarının çaldığını söyleyebiliriz. Hele bir de meclisteki kadın vekillerin önemli bir kısmının nüfuzlu bir baba veya eşin mirası olarak orada olduğunu göz önünde bulundurursak durumun vehameti daha iyi anlaşılabilir. Kadınların cinsel istismara maruz kalması ya da öldürülmesi gibi olayların önüne geçilmesinde “erkek” vekiller ya da bakanlara korunma veya pozitif ayrımcılık için dilekçe sunulmasındansa, kadınların yönetimde söz sahibi olup bu sorunu kendileri çözmelerinin, kendi haklarına sahip çıkmalarının köklü çözüm olacağı kanısındayım. KA.DER’in 12 Haziran seçimleri için başlattığı “eşit temsil, gerçek demokrasi, yeni anayasa ve engelleri aşmak için mecliste 275 kadın milletvekili” başlıklı kampanya bu alanda önemli bir adım olarak değerlendirilebilir.

Biz, aldattığında ya da terk ettiğinde ölmesi müstahak olan; her gün evlerinde emeği, ruhu, bedeni sömürülen kadınlar artık bir değişim istiyoruz. Hem de yakışıklı prensin gelip bizi öpüp kurtarma lütfuna nail olmamalıyız bu defa. Bu defa, bedenimizi, giysimizi yargılayarak siyaset yapmaya çalışanlara kanmadan, kendi haklarımız için çalışmalıyız.

Gündemdeki kadın cinayetlerinin gölgesinde girdiğimiz bir Kadınlar Günü daha hepimize kutlu olsun!

Selin Akdeniz

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s