90’lı Yılllara Dönmek ya da Dönmemek

Bu yazı son zamanlarda dilimize pelesenk olan bir soru üzerine: “90’lara geri mi dönüyoruz?”. Günümüzde geçmişin samimiyetine ya da hayatımızdaki çoğu şeyin daha basit olduğu zamanlara özlem zaman zaman nüksediyor. Fakat PKK ile barış sürecinin sekteye uğraması, 7 Haziran seçimleri sonrası iktidardaki boşluk ve hükümetin oluşturulamaması bizlere geçmiş Türkiye’yi hatırlatmış olmalı ki “90’lara geri mi dönüyoruz?” herkesin kafasındaki bir soru haline geldi. Bu dillerden düşmeyen sorunun doğası gereği doksanlı yılların çok da iyi geçmediğini anlamak kolay. Bu soruyu ilk kim sordu bilemiyoruz ama 90’lı yıllarla olan siyasi benzerlik insanları bu soruyu daha çok sormaya ittiği ve bu soruyu siyasetin en çok yapıldığı yerlere yani kahvehanelere, sokaklara, haberlere ve misafir sohbetlerine taşıdığı bir gerçek.
Öncelikle belirtmeliyim ki 2015 yılı sadece Türk siyaseti için değil aynı zamanda başka ülkeler için de geçmişe bir dönüş oldu. Siyaseti bir kenara bıraktığımızda bile 90’lı yılların izini her yerde görmek mümkün. O yılların meşhur bilimkurgu filmi Jurassic Park tıpkı o yıllarda olduğu gibi 2015 yılında da yeni filmiyle en çok izlenenler listesinde. Yine aynı yıllarda Bush ve Clinton başkanlık yarışındayken bu iki aile 2015 yılında farklı isimlerle başkanlık yarışında. Lafın kısası 90’lı yılların tekrarı bize özgü değil. Fakat Türkiye söz konusu olduğunda siyasi boşluk ve terör olayları Amerika’ya kıyasla daha kanlı ve düşündürücü oluyor.
Türkiye, 90’lı yılları hükümet boşluğu, anlaşamayan liderler, koalisyon hükümeti çıkmazı, mafya, derin devlet, faili meçhul cinayetler, OHAL ve daha birçoğu ile hatırlıyor. Başbakan Ahmet Davutoğlu da bu benzerliğin farkına varmış ki AKP’nin 5. Olağan Kongresi’nde bu konuyu açıyor. Davutoğlu’na göre PKK’ya karşı yapılan operasyonları 90’lı yıllarla karşılaştırmak hiç de doğru değil çünkü “O dönemde faili meçhuller vardı, kendi anadilinde ağıt yakamayanlar vardı”. Başbakan bir konuda çok haklı. AKP 90’lı yıllarda oluşan, halk ile hükümet arasındaki güven boşluğunu doldurdu; aynı zamanda daha istikrarlı bir hükümet ve ekonomi ile o yıllara bir sünger çekti. AKP’nin 2002 sonrası Türk siyasetine yaptığı olumlu katkı inkâr edilemez. Yine de tıpkı 90’lı yıllarda olduğu gibi bir şey unutuluyor; bu curcuna içinde kalmış, hayatlarını sürdürmeye çalışan halk…
Independent’ın Tunceli’de yaptığı bir haber aslında durumu özetliyor. Tunceli halkı için PKK ile ateşkes sonrası, yani 2013 itibari ile, bir şeyler düzelmeye başlamış. Bu iki kısa yıl içinde daha önce evlerinden kaçmak zorunda kalanların birçoğu evlerine geri dönmeye başlamış, acaba köyüm yanacak mı korkusu olmadan uyuyabilmişler, uzaktaki yerlere yolumuz kesilir mi korkusu olmadan rahatça gidebilmişler, hava kararmadan değil istedikleri saatte evlerine dönebilmişler. İnanması güç ama bu iki kısa yıl hayatlarının normale dönmesi için yeterli olmuş.
Bu noktada yaşadığımız zamanın ne kadar karışık bir denklem olduğunun farkına varmak önemli. Başından beri konuştuğumuz 90’lara dönmek diskuru sadece devlet ve PKK ile alakalı değil. İçinde ekonomi, yerel liderler, dış kuvvetler ve en önemlisi halk var. Hem 90’larda hem de bugünlerde değişmeyen tek şey ise yine en çok zararı halkın görmüş olması. Diyarbakır’da, özellikle Lice’de, terör olayları artmadan önce halk kepenk kapatmak zorunda değildi. Güçlenen bir inşaat sektörünün varlığı yeni iş alanlarının açılmasını sağlamıştı. Yöre halkı için şimdi hayat “iki adım ileri bir adım geri”den ibaret. Bu sorunların üstüne katılabilecek başka sorunlar da var tabii. Suriyeli mülteciler ve Türk lirasının değer kaybetmesinin tarım ve hayvancılığa verdiği zarar yine en çok onları etkiliyor.
Yine aynı haberde bir belediye çalışanının sözleri halkın ne istediğini dile getiriyor; “On yıl önce barış mı yoksa savaş mı istediğimizi bilmiyorduk. Bugün insanlar barıştan başka hiçbir şey istemiyor”. Anlaşılıyor ki sorunları saymakla bitiremeyeceğiz. Aslında sorunun çözümü sadece barış istiyoruz diyecek kadar kolay. İnsanlar savaş istemiyor, ölmek istemiyor, evlerinden ayrılmak, köylerini terk etmek istemiyorlar… 90’ların ve günümüzün en çok zarar görenleri sadece barış istiyor.

Özlem Tunçel

1- http://www.diken.com.tr/davutogluna-gore-90larla-bugunun-farki-o-zamanlar-kurtce-agit-yakmak-yasakti/
2- http://www.independent.co.uk/news/world/middle-east/turkeykurdish-conflict-state-cracks-down-as-kurds-fear-return-to-scorched-earth-10470047.html

Advertisements