Schengen Antlaşması’nın Dünü ve Bugünü

Bu yazı, Schengen Antlaşması ve AB sığınmacı politikasının yakın dönem gelişmeleri ele alınarak incelenmesini ve AB’nin konuya bakış açısını sunmayı amaçlamaktadır.

Schengen Antlaşması’nın Geçmişi ve Özellikleri

Sınır denetimlerinin tamamen ya da AB vatandaşları için kaldırılması konusu AB içinde genel olarak 80li yıllarda tartışılmaya başlanmış olsa da Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg) ülkeleri 1970 yılında kendi ortak pasaport bölgelerini oluşturmuşlardı.

1984 yılında Fransa ve Almanya arasında ortak sınırlardan geçişlerde kontrolleri kaldıran bir çift taraflı anlaşma, bu ülkeler arasındaki sınır kontrollerindeki gecikmelerden hoşnutsuz kamyon şoförlerinin protestoları sonrasında imzalandı.

Fransa, Almanya, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda, bu ülkeler arasındaki sınırlarda pasaport ve diğer bütün kontrolleri ortadan kaldırarak tek bir dış sınır oluşturan Schengen Antlaşması 14 Haziran 1985’te imzalandı. Fakat antlaşmanın hükümlerinin yürürlüğe girmesi aşamalı olarak gerçekleşti. Schengen Bölgesi, antlaşma tüm AB üyelerini kapsayana kadar ki o zaman içinde bir deneme bölgesi olarak görülmekteydi.

Burada asıl amaç vatandaşların dolaşımının kolaylaştırılmasıydı ama dış ülkelerden gelen ziyaretçilerin kontrolleri sürerken AB vatandaşları için sınır kontrollerini kaldırmak mümkün değildi. Bu nedenle serbest dolaşım Schengen Bölgesi dışından gelen ziyaretçileri de kapsayacak şekilde genişletildi.

Schengen Konvansiyonu aynı zamanda Schengen Bilgi Sistemi’ni (SIS) yarattı. SIS bir uluslararası bilgisayar temelli veri tabanı olup ülkelerin sığınmacılar ve diğer bölge dışından giriş yapanlar hakkında bilgi depolanması ve paylaşılması için kullanılmakta. Ayrıca güvenlik güçleri bu konvansiyonla ‘sıcak takip’ yani sınırı geçen şüpheli kişileri sınırı geçtikten sonra yerel polisin takibi devralacağı mesafeye kadar takip edilebilmesi hakkına da sahip oldu.

Schengen’ın uygulanmasıyla sınırlarda kontrol için çok daha az kaynak harcanması gerekti ve bu ülkeler için büyük bir ekonomik avantaj sağladı.

2003 Dublin Regulasyonu ile, ulusal güvenlik tehdidi hissedildiği durumlarda sınır kontrollerini kısa bir süreliğine yeniden uygulamak mümkün oldu. Örneğin Portekiz 2004’te Avrupa Futbol Şampiyonası esnasında futbol holiganları akışı endişesiyle bunu yapmıştı.

Peki ne değişti?

Avrupa’daki ekonomik kriz birçok AB ülkesinde milliyetçi siyasi partilerin yükselmesine neden oldu. Sığınmacı akışı AB’nin dış sınırlarındaki Yunanistan ve İtalya gibi ülkeler ile kıtanın ekonomik çekirdeği Fransa ve Almanya üzerinde baskıya yol açtı. Bu, Schengen Antlaşması’nın sorgulandığı ilk sefer olmasa da artan sığınmacı sayısı, güçlenen milliyetçi partiler ve kırılgan iktisadi iyileşme iktidardaki hükümetleri Schengen Antlaşması’nın yeniden tasarlanması ve bazı durumlarda da ortadan kaldırılmasını istemeye itti.

Bir taraftan Avrupa’nın kuzeyindeki ülkeler Akdeniz ülkelerini yetersiz sınır kontrolleri için suçlarken (Örneğin; Fransa ve Avusturya, Roma’yı sığınmacıların İtalya’yı terk etmesine izin ve teşvik ettikleri gerekçesiyle suçlayarak İtalya’yı sınırlarını kapatmakla tehdit ettiler ve Fransa haziran ayının sonunda İtalya sınırını kapattı.) Diğer yandan, Avrupa’nın güneyindeki ülkeler kuzeydekileri onlara destek olmamakla suçlayarak AB’den göçmen kotaları uygulanmasını istediler. Fakat Merkez ve Doğu Avrupa ülkeleri sığınmacıların dağıtımının gönüllülük esasına göre olması gerektiğini savunarak bu fikri reddettiler.

Göçmen krizi aynı zamanda Schengen üyesi ülkeler ile bu ülkelerin üye olmayan komşuları ile aralarında anlaşmazlıklara da neden oldu. Macaristan’ın sınırına tel örgülü duvar yapması, Sırbistan’ın sınırını militarize etme tehdidi ve Fransa ile İngiltere arasındaki gerginlik bu konuda örnek gösterilebilir.

Eylül ve aralık aylarında AB üyeleri bir takım toplantı ve zirvelerde göçmen kurallarını tartışacaklar. Daha birkaç ay önce Dublin Regulasyonu’nu değiştirmeye isteksiz olan Almanya şimdi değişim arayışının lideri konumunda. Bu yıl içinde 800 bin sığınmacı kabul edecek Almanya’da bir yandan da göçmenlerin kaldığı sığınma evlerine saldırılar artıyor.

Schengen’in Geleceği

AB büyük bir ihtimalle Schengen’i yakın zamanda kaldırmayacak olsa da sınır kontrollerini arttırmaya yönelik bir yenileme yapılması olası görünüyor ancak bu yönde yapılacak yenilemeler Schengen’in doğasına ve son kertede AB’nin bu günkü formunun temeli mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı anlayışına ters düşüyor.

Ayşegül Alan

Referanslar:

1)https://www.stratfor.com/analysis/europe-rethinks-schengen-agreement

2) http://www.news.com.au/travel/travel-updates/critics-call-for-review-of-schengen-agreement-as-europes-migrant-crisis-deepens/story-e6frfq80-1227511349548

3)http://www.migrationpolicy.org/article/schengen-and-free-movement-people-across-europe

Advertisements

1 Kasım Seçimleri ve Türkiye-AB İlşkileri

Türkiye 1 Kasım seçimlerine pek çok farklı konuda siyasi/hukuki mücadele vererek hazırlanırken ülkenin Avrupa Birliği ile ilişkiler konusu da özellikle Suriyeli mülteciler kapsamında tekrar tekrar gündeme gelmekte. Belki de yoğun siyasi gündemden dolayı yeterince tartışılmasına fırsat kalmayan bu konuyu demokrasi, ifade özgürlüğü ve insan hakları kapsamında kısaca ele almak bu kısa yazının tek derdi. Öte yandan, 2015 yılının son çeyreğine girsek de 2014 yılına ait, AB’nin görüşlerinin yer aldığı 2014 Yılı İlerleme Raporu’ndan bazı pasajlara değinilecek.
Türkiye ve PKK arasında çatışmanın tekrar başladığı ve siyasi alanda Kürt temsiline de sıçradığı şu günlerde yaşananların 7 Haziran seçimi ile bağlantısı tartışıladursun, 2014 yılına aynı konuda farklı bir havanın hakim olduğunu 10 Temmuz 2014’te kabul edilen Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a bakarak anlamak mümkün. Çözüm sürecini yasal bir zemine oturtmak ve hukuki bir platformda tartışma yaratılmasına yol açmak için hazırlanan bu kanunun Ekim 2015 itibariyle tartışmaların dışında tutulduğu iddia edilebilir. Öte yandan, 2014 İlerleme Raporu’na göre hali hazırda yürürlükte olan Terörle Mücadele Kanunu’nun kapsam alanı oldukça geniş ve pek çok eylemi de içine almakta. Rapor aynı zamanda devlet güvenliğinin söz konusu olduğu davalarda gizli tanık uygulamasına sıkça başvurulduğunu ve bunun da komisyon tarafında sıkıntı yarattığını belirtiyor. “Barolar Birliği, mahkemeler tarafından savunma avukatlarının sorgulama yapmasına genelde izin verilmediğini, bunun yerine avukatların sorularını, mahkemenin sorması için iletmelerinin talep edildiğini bildirmiştir.” (2014 Yılı İlerleme Raporu, 2014: 45). Bunun yanı sıra, gözaltı merkezlerindeki kötü muamele incelenmeye devam edilmektedir. İncelemenin devam etmesi gösteri ve tutuklamalarda da kolluk kuvvetlerinin aşırı güç kullanımına başvurmasını engellememektedir. Örneğin, 2013 yılında yaşanan Gezi Parkı Protestolarını da içeren Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2013 Yıllık Raporu yayınlanmıştır. Bu raporun “6.1.16.4.3 Polisin Zor Kullanma Yetkisi Açısından” başlığında yapılan değerlendirmede ulaşılan sonuç şu şekilde aktarılmaktadır “Özgürlükçü ve bireyci bakış açısından ve insan haklarının öneminden kuvvet alan modern devlet anlayışı gerekleri ve günümüz modern bilgi çağı toplumunun demokratik talepleri ve beklentileri karşısında, 1983 yılında kabul edilmiş bulunan 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun lafzı ve ruhu yetersiz kalmaktadır. Sonuç olarak, mevzuatın AİHS ve AİHM’le uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.” (2013: 145). Kolluk kuvvetlerinin zor kullanması ilgili yasa ile legalize edilmiş ancak yasadaki ölçülülük ilkesinin gözetilmesi gerektiği de dile getirilmiştir. Bu konuda Avrupa Komisyonu da gösterilerde katılımcıların dağıtılmalarının ve bu esnadaki güç kullanımının ana kriteri olarak “gösterinin barışçıl olmayan niteliği değil kanuna aykırı olması”na dikkat çekmiştir ve bu yaklaşım AİHM içtihadına aykırı bulunmuştur (2014: 15). Anayasa’nın 34. Maddesi Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı başlığında “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.” der (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 34. Madde). İzne tabi olmayan gösteri yürüyüşlerinden 2015 yılında da Haziran ayında gerçekleştirilmesi planlanan Onur Yürüyüşü’ne de valilik tarafından “izin” verilmedi. Planlanan yürüyüşün iki gün öncesinde ise Birleşmiş Milletlere LGBT bireyleri kapsayıcı politikalar sözünü veren Türkiye geçen yıl da aynı döneme denk gelmiş ve sorunsuz tamamlanmış yürüyüşe izin vermedi. (Haberin tamamı için: http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=19715 ).
2014 Yılı İlerleme Raporu’nda Komisyon’un ifade ve basın özgürlüğünün negatif olarak etkilendiğini belirttiği birtakım uygulamalardan da bahsedilmiştir. Çok tartışılan İnternet Yasası da bunlardan biridir. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2015 yılı için yayınlamış olduğu Basın Özgürlüğü Endeksine göz atılacak olursa, Türkiye’nin 180 ülke arasında 149.sırada olduğu da görülecektir (http://index.rsf.org/#!/ ). Buradan hareketle, 2015 yılı için yayınlanacak olan ilerleme raporunda ne kadar ilerleme ile karşılaşacağımızı tahmin etmek zor değil. Aynı zamanda, raporda belirtilenlere göre, yazım sürecinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 153 başvurudan 122sini tamamladı ve bunların 113’ünde Türkiye’nin karar ihlalleri gerçekleştirdiğine hükmetti (2014: 47). İnsan hakları mücadelesinin önemli alt başlıklarından biri olan LGBTI hakları çerçevesinde ise, Anayasa Mahkemesi 2014’ün Mayıs ayında cinsel yönelime bağlı gerçekleştirilen nefret söyleminin cezaya tabi olması gerektiği yönünde bir karar aldı.
2015’te daha iç açıcı bir raporla karşılaşmak güncel gündemle çok mümkün görünmese de yayınlanması beklenen raporun Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri çerçevesinde benzer oranda gerçekçi ve yapıcı aksiyonlara yol açmasını beklemek güncelde en optimist görüş.

Sinem Seçil

REFERANSLAR
Avrupa Komisyonu 2014 Yılı İlerleme Raporu
http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=49743&l=1

Kamu Denetçiliği Kurumu 2013 Yılı Raporu
http://www.ombudsman.gov.tr/Custom_Page.aspx?MENUID=1407

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa82.htm