1 Kasım Seçimleri ve Türkiye-AB İlşkileri

Türkiye 1 Kasım seçimlerine pek çok farklı konuda siyasi/hukuki mücadele vererek hazırlanırken ülkenin Avrupa Birliği ile ilişkiler konusu da özellikle Suriyeli mülteciler kapsamında tekrar tekrar gündeme gelmekte. Belki de yoğun siyasi gündemden dolayı yeterince tartışılmasına fırsat kalmayan bu konuyu demokrasi, ifade özgürlüğü ve insan hakları kapsamında kısaca ele almak bu kısa yazının tek derdi. Öte yandan, 2015 yılının son çeyreğine girsek de 2014 yılına ait, AB’nin görüşlerinin yer aldığı 2014 Yılı İlerleme Raporu’ndan bazı pasajlara değinilecek.
Türkiye ve PKK arasında çatışmanın tekrar başladığı ve siyasi alanda Kürt temsiline de sıçradığı şu günlerde yaşananların 7 Haziran seçimi ile bağlantısı tartışıladursun, 2014 yılına aynı konuda farklı bir havanın hakim olduğunu 10 Temmuz 2014’te kabul edilen Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’a bakarak anlamak mümkün. Çözüm sürecini yasal bir zemine oturtmak ve hukuki bir platformda tartışma yaratılmasına yol açmak için hazırlanan bu kanunun Ekim 2015 itibariyle tartışmaların dışında tutulduğu iddia edilebilir. Öte yandan, 2014 İlerleme Raporu’na göre hali hazırda yürürlükte olan Terörle Mücadele Kanunu’nun kapsam alanı oldukça geniş ve pek çok eylemi de içine almakta. Rapor aynı zamanda devlet güvenliğinin söz konusu olduğu davalarda gizli tanık uygulamasına sıkça başvurulduğunu ve bunun da komisyon tarafında sıkıntı yarattığını belirtiyor. “Barolar Birliği, mahkemeler tarafından savunma avukatlarının sorgulama yapmasına genelde izin verilmediğini, bunun yerine avukatların sorularını, mahkemenin sorması için iletmelerinin talep edildiğini bildirmiştir.” (2014 Yılı İlerleme Raporu, 2014: 45). Bunun yanı sıra, gözaltı merkezlerindeki kötü muamele incelenmeye devam edilmektedir. İncelemenin devam etmesi gösteri ve tutuklamalarda da kolluk kuvvetlerinin aşırı güç kullanımına başvurmasını engellememektedir. Örneğin, 2013 yılında yaşanan Gezi Parkı Protestolarını da içeren Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 2013 Yıllık Raporu yayınlanmıştır. Bu raporun “6.1.16.4.3 Polisin Zor Kullanma Yetkisi Açısından” başlığında yapılan değerlendirmede ulaşılan sonuç şu şekilde aktarılmaktadır “Özgürlükçü ve bireyci bakış açısından ve insan haklarının öneminden kuvvet alan modern devlet anlayışı gerekleri ve günümüz modern bilgi çağı toplumunun demokratik talepleri ve beklentileri karşısında, 1983 yılında kabul edilmiş bulunan 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun lafzı ve ruhu yetersiz kalmaktadır. Sonuç olarak, mevzuatın AİHS ve AİHM’le uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir.” (2013: 145). Kolluk kuvvetlerinin zor kullanması ilgili yasa ile legalize edilmiş ancak yasadaki ölçülülük ilkesinin gözetilmesi gerektiği de dile getirilmiştir. Bu konuda Avrupa Komisyonu da gösterilerde katılımcıların dağıtılmalarının ve bu esnadaki güç kullanımının ana kriteri olarak “gösterinin barışçıl olmayan niteliği değil kanuna aykırı olması”na dikkat çekmiştir ve bu yaklaşım AİHM içtihadına aykırı bulunmuştur (2014: 15). Anayasa’nın 34. Maddesi Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı başlığında “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.” der (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, 34. Madde). İzne tabi olmayan gösteri yürüyüşlerinden 2015 yılında da Haziran ayında gerçekleştirilmesi planlanan Onur Yürüyüşü’ne de valilik tarafından “izin” verilmedi. Planlanan yürüyüşün iki gün öncesinde ise Birleşmiş Milletlere LGBT bireyleri kapsayıcı politikalar sözünü veren Türkiye geçen yıl da aynı döneme denk gelmiş ve sorunsuz tamamlanmış yürüyüşe izin vermedi. (Haberin tamamı için: http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=19715 ).
2014 Yılı İlerleme Raporu’nda Komisyon’un ifade ve basın özgürlüğünün negatif olarak etkilendiğini belirttiği birtakım uygulamalardan da bahsedilmiştir. Çok tartışılan İnternet Yasası da bunlardan biridir. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün 2015 yılı için yayınlamış olduğu Basın Özgürlüğü Endeksine göz atılacak olursa, Türkiye’nin 180 ülke arasında 149.sırada olduğu da görülecektir (http://index.rsf.org/#!/ ). Buradan hareketle, 2015 yılı için yayınlanacak olan ilerleme raporunda ne kadar ilerleme ile karşılaşacağımızı tahmin etmek zor değil. Aynı zamanda, raporda belirtilenlere göre, yazım sürecinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 153 başvurudan 122sini tamamladı ve bunların 113’ünde Türkiye’nin karar ihlalleri gerçekleştirdiğine hükmetti (2014: 47). İnsan hakları mücadelesinin önemli alt başlıklarından biri olan LGBTI hakları çerçevesinde ise, Anayasa Mahkemesi 2014’ün Mayıs ayında cinsel yönelime bağlı gerçekleştirilen nefret söyleminin cezaya tabi olması gerektiği yönünde bir karar aldı.
2015’te daha iç açıcı bir raporla karşılaşmak güncel gündemle çok mümkün görünmese de yayınlanması beklenen raporun Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri çerçevesinde benzer oranda gerçekçi ve yapıcı aksiyonlara yol açmasını beklemek güncelde en optimist görüş.

Sinem Seçil

REFERANSLAR
Avrupa Komisyonu 2014 Yılı İlerleme Raporu
http://www.abgs.gov.tr/index.php?p=49743&l=1

Kamu Denetçiliği Kurumu 2013 Yılı Raporu
http://www.ombudsman.gov.tr/Custom_Page.aspx?MENUID=1407

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
https://www.tbmm.gov.tr/anayasa/anayasa82.htm

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s