Emre Gönen Eşliğindeki ”Avrupa’da Göçe Tarihsel Bakış” Etkinlik Raporu

Unknown.jpeg

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Emre Gönen’in, 16 Kasım 2016 tarihinde Boğaziçi Üniversitesinde gerçekleştirdiğimiz akademik toplantı serilerimizden ilki olan “ Avrupa’da Göç” konferansının köşe taşlarını paylaşıyoruz.

Avrupa Çalışmaları Merkezi Öğrenci Forumu olarak, geçtiğimiz hafta Emre Gönen’i ağırladık. Bu konferansta kapsamlı bir göç tartışması, ve Avrupa’nın bu tarihi süreçte oynadığı roller irdelendi. Konuşmacı Emre Gönen, İstanbul Saint Josef Lisesi’nden Belçika ve Fransa’ya uzanan hayatında, akademisyenliği boyunca Avrupa, Avrupa Birliği ve Türkiye üzerine yaptığı gözlem ve analizleriyle, ve konuyu ele alırken gösterdiği entelektüel kapasitesi ile dinleyicileri çıkardığı göç serüvenini sizinle paylaşıyoruz.

Ortaçağ’dan Modern Çağ’a Avrupa

Avrupa’da nüfus ve yaşam

“Avrupa hem kendi nüfusu, hem kendi içindeki popülasyon dinamikleri, hem de dünyadaki politikaları açısından insanların kaldıkları yerlerden başka yerlere gitmelerine en fazla neden olmuş medeniyettir. Yaşamanın kolay olması, nehir ağlarının düzenli olması, ve dolayısıyla ulaşımın nispeten kolay olması kendi nüfusunun yeşermesi ve hareketliliği açısından önemli unsurlar. Örneğin 13-14. Yüzyıllarda yaşanan korkunç veba salgınından sonra nüfusun inanılmaz bir şekilde arttığını görüyoruz. Yumuşak iklim ve yüksek tarım verimliliği bu nüfus patlamasının başat sebeplerinden.”

Avrupa Dünya’ya Açılıyor

“Sonraki dönemde Avrupa’daki krallıklar dış dünyaya merak salıyor, ve açılmaya başlıyor. Bu merakın altında yatan sebebi şu duruma bağlayabiliriz: aynı dönemlerde Çin, dünyadaki üretimin merkezi. Hem değer hem kullanış açısından çok önemli ürünler Doğu Asya’dan Avrupa topraklarına karayolu ticaretiyle ulaşıyor. Fakat bildiğiniz üzere, karayolu ticaretleri hep tehlikeli olmuştur: ya yol yoktur, ya hırsızlık çoktur. Avrupa da bunun üzerine deniz yoluna yöneliyor. Bu yolla Çin ve Hindistan’ı bulmaya çalışırken, Amerika keşfediliyor, ve dolayısıyla dünya tarihinde çok önemli sonuçlara yol açılıyor. Bunlardan en önemli ki sonuç şunlardır: 1) Avrupa’dan Amerika kıtasına büyük bir göç hareketi başlar, gönüllü ve zorunlu olarak. Örneğin, Cromwell döneminde istenmeyen Katolikler Amerika’ya gönderilmiştir. geç sömürgecilik dediğimiz dönemde göç hareketleri daha fazla artacaktır. 18-19. yy’de Avrupa’dan 60 milyona yakın kişi  kuzey ve güney Amerika’ya göçmüştür. 2) Latin ve Kuzey Amerika halkları para karşılığı çalışmak gibi bir medeniyetten gelmiyorlar. Gereken işgücü Afrika’dan getiriliyor. Bir kıtanın yerli halkı beyaz ırk tarafından sömürgeleştiriliyor.

unspecified.jpeg

Avrupa’nın İntiharı ve Sonrası

“20. yy’deki göç hareketlerinin de temel sebebi Avrupa’nın intihar niteliğindeki iki savaşı olmuştur. 2. Dünya savaşı daha büyük bir felakettir. Örneğin, savaş sonrasında 4.5 milyon öksüz ve yetim çocuk vardır. Hatta UNICEF bunun için kurulmuştur. Ortada büyük bir karmaşa vardır. bu karmaşa yüzünden vize uygulaması da bir süre uygulanmamıştır. Onun haricinde, bugün hala ulus-devletlerin yönettiği veya yönetemediği bir AB var. İlginçtir ki, İngiltere 1950’lerde Commonwealth üzerinden ticaret sistemine o kadar güveniyordu ki, en başta Avrupa Birliği fikrine dahil olmak istememiştir.”

“20. yüzyıl, büyük sürgünler yüzyılı. 2. Dünya Savaşından sonra işgücü ihtiyacı açığa çıkar. Fransa, İngiltere, ve Belçika’ya sömürge ülke popülasyonları vatandaşlık çerçevesinde gelir ve kalır. Ancak bir anlamda da, Avrupa bu ülkelere hem katkı yapmış hem de onların geçmişle bağlantılarının koparmıştır. Kalıcı bir vicdan azabı ve kırgınlık yaratmıştır. Sömürge sistemi içerisinde yıkıcı ilişkiler doğurmuştur. Örneğin, Güney Afrika’da ilk gelen Hollandalılarla, sonradan gelen İngilizler arasında 1901-2’de Boer Savaşı yaşanmıştır. Bu savaş hala bugün etkisini sürdüren Apartheid sisteminin tohumlarını atmıştır. 1930larda ise ırkçılık tüm insanlığa sinmiştir.“

İki Afrikalı Fransız’ın Hikayesi:

“Aime Cesaire, Leopold Sedar Senghor: 1930larda Afrikalı öğrenciler olarak Fransa’da dergi çıkarıyorlar. İşte bu dönemde İkisi “negritude” kelimesini yaratmışlardır. Kelime “negro” ve “servitude”dan türetme. Zenci olmanın insanı köleleştirmeye iten bir hal olduğunu ifade ediyor. Bu iki genç Afrikalı, böylesine zor bir dönemde tüm Avrupa’ya Afrikalının geldiği sosyal kökenin ve sömürge öncesi tarihinin yok edildiğini, unutturulduğunu söylüyor. ”

“1945-47 döneminden sonra da ciddi bir vize dönemi başlar. Nüfusu düzene sokma girişimi olmuştur, iş gücü açığı vardır. 1960’lardan, 1970-74’lere kadar özellikle Almanya’da iş gücü ihtiyacı açığa çıkınca vize dönemi tekrar sona erer diyebiliriz. Sömürge bölgelerdeki insanlar belli bir eğitim düzeyinde bırakılır, ve terkedilir. O yüzden farklı ülkelerden işgücü ihtiyacı karşılamaya gidilmiştir. Talep ve üretim birlikte artınca işgücü ihtiyacı oluşmuş, ve bu dönemde giden her işçi neredeyse iş bulmuştur. Bu vizesiz dönemi, 1973 Petrol Krizi sona erdirir. Yom Kippur savaşından sonra OPEC’in arzı düşürmesiyle petrol varil fiyatı 6 ayda 10 dolardan 44 dolara yükselir. Bu durumda enerji ile giden sanayilerin huzursuzluğu artar. İran kaynaklı 1979’daki ikinci petrol krizinden sonra, gelişmiş ülkelerde kronik işsizlik baş gösterir. Avrupa’nın ekonomisi ve politikası bu 1973 öncesi otuz altın yıldan sonra neredeyse geri dönülmez şekilde değişecektir.”

unspecified-1.jpeg

Avrupa Birliği ve Avrupa’nın Geleceği

“Kurulduğu dönemden itibaren, AB’de bir derinleşme söz konusu idi. Almanya ve Fransa gibi ülkeleri çekirdek olarak alan, ve çevreyi plana çok da dahil etmeyen bir AB vardı. Fakat bu organizasyon, Kopenhag kriterlerinin patlamasıyla bozulur. Bunun karşısında Avrupa’nın önünde genişleme ve derinleşme olarak iki seçenek vardır, ikisini de aynı anda yaparız derler, fakat bu başarıya ulaşamaz.

Öte yandan, göç sonrası dil ve eğitim kaynaklı birçok entegrasyon sıkıntısı olmuştur ve entegre olamayan kısım toplumdan dışlanmıştır. İş gücü alımında farklılık gösterme, kimliğe göre ayrımlar sürekli hale gelmiştir.”

Bugün Avrupa ve Göç

“Bugün Avrupa ülkelerinde göç öcü olarak gösteriliyor. Önemli bir neden  entegrasyon sorunları. Sömürge kökenli ailelerin azınlıklar olarak o toplumlarda daimi plebeien konuma itilmeleri. Yeni entegre kesim eğitimsiz, sadece işgücü için gelmiş. Göç olduğundan çok daha feci bir şeymiş gibi gösteriliyor.  Zaten, çoktan kopmuş olması gereken AB-Türkiye ilişkileri, geri kabul anlaşmasının kabulü ile kopmamış oldu. Bütün gelişmelere rağmen, ilişkilerin devam etmesinin sebebi bu, bir nevi, korkudur. Göçün ortaya çıkardığı bu gerginlik, fevkalade tehlikeli sonuçlar verebilir.”

unspecified-2.jpeg

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s